ŞERİFE AKSOY

Nereden Geliyorum?

Şerife Hakkında

Anamur’da doğdum. İlk, orta ve liseyi İstanbul’da; üniversiteyi Ankara’da okudum.

Hacettepe Eğitim Fakültesi’nden mezun oldum. 9 yaşındayken özel öğretmeni olarak hayatına girdiğim Zeynep Aksoy benim gençliğime ve bugünkü halime dönüşmeme şahitlik etti. 2009 yılında Temel Aksoy  ile evlendim.

2014 yılında Aslan dünyaya geldi.

İstanbul’da 6 yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra, İstanbul Le Cordon Bleu’de mutfak ve pasta şefliği bölümlerini bitirdim.

Öğretmenliği bırakarak şefliğe başladım.

2014’’te Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin Edinburg Kraliyet Botanik Bahçesiyle birlikte düzenlediği bahçıvanlık programını bitirdim ve Edinburgh Royal Botanic Garden bahçıvanlık sertifikası aldımEkip biçmek, kendi arazimizde ürün yetiştirmek çok ilgimi çekti. Sürdürülebilir ve onarıcı tarıma merak duydum. 2017’de  Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü eğitimlerine katıldım ve Permakültür tasarımcısı oldum. 

2017 yılı başında Bein Gurme kanalında her hafta yayınlanan Şerife ile Yaşam programlarını çekmeye ve kendi evimde Şerife ile Bir Gün adını verdiğim yemek atölyeleri düzenlemeye başladım.

Yemeğe olan ilgim, sadece yemek yapmakla sınırlı değil. Sağlıklı beslenmeden yemek masası süslemeye, sebze-meyve ve kümes hayvanı yetiştirmekten semt pazarları ve civar köylerden alışveriş yapmaya kadar yemekle ilgili pek çok alanda derinleşmek istiyorum. Günlerimi, gecelerimi yemekle ilgili okumaya, öğrenmeye harcıyorum ve öğrenilecek ne kadar çok şey olduğuna şaşırıyorum.

Ne Yapmak İstiyorum?

Söylediğimi yapmak, yaptığımı söylemek istiyorum. Mevlana’nın dediği gibi olduğum gibi görünmek, göründüğüm gibi olmak istiyorum. Her gün kendimi yenilemek için çaba gösteriyorum. Eğer yeni bir bilgi edinirsem ve fikrim değişirse dünkü yaptıklarımı değiştirip bugünkü aklıma göre davranıyorum ve yaptıklarımı paylaşıyorum. Bu nedenle geçmişimle değil kendimle tutarlı olmak istiyorum.

Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de yemeğe büyük bir ilgi var. İnsanlar daha çok öğrenmek daha iyi deneyimler yaşamak istiyorlar. Bunu çok iyi anlıyorum çünkü ben de yıllar önce bu duygu ve düşüncelerle yola çıktım. Ama diğer alanlarda olduğu gibi yemek konusunda da nitelikli bilgiye ulaşmak çok zor. Ben sahip olduğum bilgileri öğrenirken çok zorlandım. Fakat benden sonra gelenlerin bu zorlukları yaşamaları istemiyorum. Onların daha hızlı ilerlemelerine destek olmak için bildiklerimi cömertçe paylaşmak istiyorum.

Kendi arazimizde sebzesi, meyvesi, ekmeği ve protein kaynaklarıyla kendine yeten bir döngü yaratmayı ve mümkünse dışarıdan hiçbir girdi hiçbir malzemeye ihtiyaç duymayacak bir sistem kurmayı hayal ediyorum.

Mevsimsel Düşün, Yerel Beslen 

Doğanın kusursuz bir düzeni var. Kışın kuru bir ağacın nisan ayında çiçeklenmesi, hemen ardından yeşil yapraklarla donanması ve sonra meyvelerini vermesi… ve bunu her yıl hiç aksamayan bir düzende yapması beni büyülüyor. Bu döngüyle uyum içinde yaşamak istiyorum. Hayranlık duyduğum bu düzeni bozacak yöntemlerden ve teknolojilerden uzak duruyorum.

Yerel üretimi ve coğrafi işaretlemeyi çok önemsiyorum; destekliyorum. Sebzeleri, meyveleri doğanın bize sunduğu zamanda yemeye, fazlasını da atalarımızın kullandığı yöntemlerle saklamaya özen gösteriyorum.

Doğal ve yerel olan o kadar değerli ki bu gıdaların sapını da yaprağını da değerlendiriyorum. Mutfağıma giren malzemelerin neredeyse her tarafını bir yemeğe dönüştürüyorum; arta kalanları da kompost yapıp toprağa veriyorum.

à la Şerife

Ben bir yemeği önce zihnimde canlandırıyorum. Malzemeleri birbirleriyle eşliyorum. Hangi teknikleri kullanmam gerektiğine karar veriyorum ve sonra denemeler yapmaya başlıyorum. Bazen bir kerede bazen onlarca kere denedikten sonra hayal ettiğim lezzete ulaşıyorum.

Yemeğini yaptığım sebzenin ya da etin, tatlısını yaptığım meyvenin kendi öz tatlarını ortaya çıkarmak istiyorum. Sadeliğin en büyük zenginlik olduğunu düşünüyorum.  

Huzurlu bir mekânda, dostlarla birlikte yenen iyi, lezzetli ve güzel bir yemeğin insanın tadabileceği en üst zevklerden biri ve gerçek zenginlik olduğuna  inanıyorum.

Doğduğum coğrafyanın dünya mutfağında önemli bir yeri var. Ben bu mutfağın lezzetlerini yorumlarken bu lezzetlerin hem özgünlüğüne sadık kalıyorum hem de bunları evrensel teknikler kullanarak yapıyorum. Tasarladığım lezzetler bir taraftan bu coğrafyanın kültürüne ait yani  “à la Turca” ama  kullandığım teknikler evrensel olduğu için bu lezzetler aynı zamanda batılı yani “à la Franca”. İşte ben de bu birleşime “à la Şerife” diyorum. 

à la Şerife lezzetler tasarlamayı ve bunları paylaşmayı kendime görev ediniyorum.